Gelecek Ekonomisi ve Deneyim: Yeni Dünyanın Üretken Tüketicisi (Prosumer) ve Davranışı
Müşteri deneyiminde sınırları zorlamak
Müşteri deneyiminde yenilikler
Müşteri deneyiminde insan faktörü (role playingler, küçük oyunlar)
İkna Bilimi 101: Bireyin İletişimi, Bireyin Kaderidir
İletişim asla sadece iletişim değildir. Bir takım alışıldık yollarla iletişimi, anlamayı, idrak, muhakeme, tefekkür gibi olguları anlayamayız. Empati nasıl oluşur? Sempati? Farkındalık, “hadi farkında olalım” dediğimizde oluyor mu? Pek çok soru geliyor akla… Üstelik etkili iletişimin çıktıları ne olacaktır? Ne işimize yarayacaktır, bunları göstermek gerekmiyor mu? O nedenle iletişimle birlikte; gelişim, değişim, yaratıcılık konuşmak gerekiyor. Bunun nasıl olacağını hem bilimsel argümanlarla ortaya koymak gerekiyor, hem de güncelik hayat örnekleri ile… Bu eğitim bu nedenle tasarlanmıştır. – Sadece doğru iletişimle seviye atlayan insanlar bunu nasıl yapıyor? – İtalya’da “Temiz Eller” operasyonunun savcısı Pietro, 1990’lı yıllarda Sicilya mafyasına karşı nasıl başarılı oldu? – Tanınmamış bir şarkıcı nasıl oluyor da bir anda “popüler hit şarkılar” listesine girebiliyor? – Steve ve Maggie gibi televizyon programları, çocuklara okuma öğretme konusunda neden bu kadar başarılı? – Karmaşanın kaynağı sanırız dünyayı nasıl algıladığımızla başlıyor. Neden bazı insanlar muhteşem karar alıcılarken, bazıları hep beceriksizdir? – Neden bazı insanlar içgüdülerini dinleyip başarılı olurken bazıları tökezleyip durur ve hata yapar? – Tenis oyuncusunun, top rakete değmeden çift hata yapacağını bilen tenis antrenörüne ne demeli? – Beyinlerimiz gerçekte nasıl çalışır –ofiste, sınıfta, mutfakta ve yatak odasında? – Ve en iyi kararlar, neden başkalarına açıklamanın imkânsız olduğu kararlardır? İletişim, yaratıcılık, fikir, gelecek… hepsi beyindedir. İletişim her kanaldan kesintisiz akmaya başladı. Bu süreçte dün bugüne; yarın şimdiye; akıl duyguya, duygu akla karıştı. Üstelik, karşımızda üreten, etkileyen, değiştiren, dönüştüren gittikçe daha iyi anlamamız gereken “Adem ve Havva’dan gelen insan” var artık. Herkesin bugün en büyük sorunlarından biri yaratıcılık? Daha yaratıcı olmak mümkün mü? Değişmek mümkün mü? Nasıl değişeceğiz? İnsanlar, doğa, değerler, aslında her şey belirli zamanlarda bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalır. Mevsimler bize bu dersi her yıl tekrar öğretir. Değişim, her insanın yaşamının bir döneminde yaşamak zorunda olduğu kaçınılmaz bir olgudur. İnsanlar nefes aldıkları ilk andan itibaren, zekâlarını ve duygularını da bedeniyle birlikte geliştirir ve beden istemese de zekâ ve ruh değişimi arzular. Felsefesini mutlak değişim üzerine kuran Herakleitos, değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu ifade ettiği yaklaşımını “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz,” sözüyle anlatmaktadır. Herakleitos’a göre hayatta her şey değişme halindedir. Hayat değişiktir; değişikliklerin arifesidir. Eski alışkanlıklarımız, değerlerimiz, zihinsel pratiklerimiz, fiziksel görüntümüz, geleneklerimiz ve anılarımız… Hemen her şey değişime gebedir. Değişim sürecinde, eskiden olduğumuz şeyin en azından bir kısmını unutmak zorundayızdır. Yeni gelecek olanı da hiçbir zaman bilemeyiz.
Kurumsal Empati Yönetimi: “Empatiyi Geliştirmeden Sempatik Olamazsın”
İletişim, o sihirli kelime. Aile, sosyal grup, iş hayatı, ilişkiler, insanın kendisi… Her yerde o var. Kimilerine göre hayatın anlamını bulacağımız saha. Belki de doğrudur. Herkes birşeyler öneriyor. Taktikler, teknikler etrafta cirit atıyor. Oysa ki kimse gerçekten anlamaya çalışmıyor. Karşımızda üreten, etkileyen, değiştiren, dönüştüren gittikçe daha iyi anlamamız gereken “hipergerçek” bir insan var artık. “Kurumiçi iletişimimizde sorun var.” 2016 yılında yayınlanan bir HBR makalesinde ABD Fortune 500 Şirket CEO’larına göre; “Kendilerinin önümüzdeki 10 yıl içinde en çok uğraşmaları gereken şey otonom robotlar değil.” Kim? Kendi personelleri… Onların kurum aidiyetleri, gelişmeleri, beklentileri. Bugün işveren markası (employee branding) olgusunun öneminin hat safhaya çıkmasıyla birlikte kurumiçi iletişim, bu kapsamda “aidiyet, kimlik, anlamak, sevgi, karşılıklılık, toplumsal kanıt ve bağlılık, tutarlılık ve en çok da empati ilkesi başrolde.”
Yeni Pazarlamanın Şifreleri: Nöropazarlama ve Tüketici Nörobilimi
İletişim her kanaldan kesintisiz akmaya başladı. Bu süreçte dün bugüne; yarın şimdiye; akıl duyguya, duygu akla karıştı. Üstelik, karşımızda üreten, etkileyen, değiştiren, dönüştüren gittikçe daha iyi anlamamız gereken “Adem ve Havva’dan gelen insan” var artık. Doğrusu son yıllarda asıl savaş, markaların başrolde olduğu tüketici algılarından, insanın kendisinin başrolde olduğunu fark ettiği gerçek hayata taşındı. Araştırmaların rolü de değişti bu dönemde. Kelimelerin gücü, insanın gerçek davranışını anlamaya yetmiyor. Daha derinlere inme, daha derin iç görüler keşfetme çabasında araştırma dünyası. Bu bağlamda tüketici nörobilimi, kararbilimi ile birlikte bize nasıl yardımcı olabilir? Markaların deneyimsel olması ne demektir? Duyusal markalama ve markalamada 5 duyu kullanımı nasıl olur? Ve beynimizde gerçekten bir satın alma düğmesi var mı? Varsa bu düğmeye nasıl basılır?
Öğrenen Kurumun Anatomisi: “Öğrenen Birey, Gelişen Kurum”
İnsan beyni son derecede karmaşık biyolojik sistemlerin söz konusu olduğu bir yapıdır. O, fiziksel bir varlık olan beynin bilgisayar muadili donanımını çalıştıran bir işletim sistemi yazılımı gibidir. İnsanın sadece argümanları savunması, bilimsel yaklaşıma sahip olması, araştırmacı olması değil; arzulaması, düşünmesi, hissedebilmesi de bir maddi varlığa, yani beyne ve onun bağımlı organlarına bağlıdır. Burada örgütlü bir bedenin, uygun bedensel organlara bağımlı faaliyetleri ve işlevlerinden bahsediyoruz. Bu işlevlerin uygun çevresel ve makro faktörler aracılığıyla işlem görmesiyle birlikte, zeki, araştırmacı, keşifçi, şüpheci, analitik, dikkat ve farkındalığı gelişmiş, meraklı, öğrenmeye odaklanmış kişilikler ortaya çıkar. Bu tür potansiyelleri ortaya çıkaran ise beyin dediğimiz işletim sisteminin kusursuz yapısıdır. İletişim, yaratıcılık, fikir, gelecek… Ve öğrenme… hepsi beyindedir. İletişim her kanaldan kesintisiz akmaya başladı. Bu süreçte dün bugüne; yarın şimdiye; akıl duyguya, duygu akla karıştı. Üstelik, karşımızda üreten, etkileyen, değiştiren, dönüştüren gittikçe daha iyi anlamamız gereken “Adem ve Havva’dan gelen insan” var artık. Çeşitli öğrenme ortamı ve bu ortamların yürütücüsü olan eğiticiler, bireyin ilerleme kaydetmesi için fırsatlar sunma konusunda yetenekli olsa da genellikle bu süreçte arka planda yer alan teoriyi tam olarak anlamamaktadır.