Başta perakende devleri olmak üzere tüketim toplumunun büyük oyuncuları, sosyal medya ve kitlesel iletişim araçları sayesinde Facebook’un Meta’ya dönüşmesi sonrasında sanal aleme pike yapmak zorunda kaldılar.

Bir nevi “kamuoyu baskısı” ile perakendeciler yükselen metaverse’e daha doğrusu zaten radarlarında olan 3D, VR, AR projelerine ve uygulamalarına, belki de hiç ummadıkları kadar hızlı bir şekilde daldılar. Daha doğrusu dalmaya çalışıyorlar, çünkü henüz her şey çok yeni ve sistemlerin eksiklikleri oldukça fazla.

Her şeyden önce teknik alt yapılarda, özellikle de yüksek kapasitede internete ve elektriğe ucuz-hızlı erişimde yetersizlikler var. 3D görüntüleme-işleme yazılım ve donanım eksikleri can sıkıcı boyutlarda. Bu alanlarda çalışan ve yakın zamanda çalışabilecek yeteri kadar donanımlı insan gücü yok. Tüm bu sorunlara rağmen markalar harıl harıl “Metaverse’e girdik!” naraları atıyor. Mağaza vitrilerini ve müşteri deneyimlerini yeniden tasarlamaya çalışıyorlar. Yaptıklarını da bire bin katarak anlatıyorlar. Neredeyse tüm bilinen markalar, fiziksel alışverişe dijital bir katman ekliyor. Aslında dijital dönüşüm diye çıkılan yol eni konu “fijitale” evriliyor.

Fijital – Phigital, yeni yeni kullanılmaya başlayan fiziksel ve sanal ortamın iç içeliğini anlatmak için türetilmiş bir kelime.

Metaverse’e fijitalleşerek yani fiziksel yaşamın dijital uzantısı olarak bakmak durumunda kalan fiziksel perakendeciler bugünlerde, dijital dünyanın yüz yüze alışveriş yapanlara neler sunabileceği konusunda sıkı ders çalışıyor, yaratıcı kaslarına fazla mesai yaptırıyor ve birbiri ardına “fiziksel ortamlara, sanal platformlar” ekliyor, yani fijitaleşiyorlar.

….

Yazının devamı: Onedio – UFUK TARHAN